planlar değişti. yattığı yerden ayağa fırladı, gözlerindeki alev odayı aydınlatıyordu. masanın üzerinde kayan ışık bıcağın yerini belli ediyor, perdeler dans ederek pencerenin açık olduğunu fısıldıyordu.
kasla doldurulmuş deri, bıçağın baskısı ile yarıldı. derinin içine kastan çok kan doldurulduğu yarıktan akan kan ile ispatlandı.
ispatlanabilecek hiçbirşey kalmamıştı. yaşayabileceği hiçbirşey kalmamıştı.
perdeye avlanmadan, elindeli bıçağı düşürmeden, pencereye takılmadan, düşüncelerine bakmadan atladı. tek hamlede, elinde, bıçakla öldürdü.
tuttuğu nefes alma yeteği, kaçırdığı acı çekebilme tecrübesiydi. sadece yattı, yerinden bile kalkmadan başını içine gömdü. cesetlerinden önce girdi toprağa, doğduğu bedene, kendine battı. her zaman olduğu gibi kendini ezerek çıktı, aydınlıkta eline yapışan sigarayı ısıdırdı. tükürüğünde boğulan herkes kadar öksürdü. nefesi yetebilecek herkes kadar dumanı üfledi.
dışarıda kendinden geri kalanları izleyerek durdu, pencereden içeriye giren rüzgarla devrildi, şişelerin arasında eriyen gözlerine acıdı. acıyan içine doküldü. çıkartabilediği sadece bol alkollü bir nefes oldu. bitiyor ve bitiriyordu.
gecenin gelişine karanlığın doğuşuna kendinin ölümü eşlik etmeliydi. kapattığı kapı düşüncelerinin koşturduğu koridor gibi karmakarışık bir odadan çıkıştı. girdiği boşluk tüm dünyanın yankılandığı bir okyanustu. dalgalar insanlardan daha az yakıyor, boğulduğu alevler için, yüzdüğü okyanustan fazla dolduruyordu. yakabileceği herşeyi listeliyor, yakamadıklarına sarılıyordu. ayakta durabilmesine imkan vermeyen alkolü kustuğu kaldırımları sigarası ile tutuşturuyor, gözlerine akan ışıkları yakalayamadıkça düşüyordu.
soğuk ve sertti. kaldırmın kenarına düşen yüzü, yerdeki yansımasına, asvaltın karanlığına bakıyordu. gecenin bitişine kulaklarındaki çınlama ile uyandı.
planlar değişti. yattığı yerden ayağa fırladı, gözlerindeki alev sokağı aydınlatıyordu. masanın üzerinde kayan ışık bıcağın yerini belli ediyor, perdeler dans ederek pencerenin açık olduğunu fısıldıyordu.
perdeye avlanmadan, pencereye takılmadan, düşüncelerine bakmadan atladı. tek hamlede, elinde, bıçakla öldürdü.
içerdeydi, gözlerinin önünde, yerdeydi. beyni kafasının dışındaydı. deliliğin sınırlarında bilincinin intiharı ile doğmuştu. herşeye sondan varmış, hiçliğe baştan batmıştı.
yaşayabileceği hiçbirşey kalmamıştı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder