karanlık içinde uyandığında aklına tek birşey geldi.
karanlığın üzerine örtüldüğü..
işte o an gözlerini kapatarak ayağa kalktı, sadece baş dönmesi ile karşılaştı. kimse karşısında durmuyordu. kimse yoktu çünkü.
kimse karşımdaki, kimse?
dudakları yarım tümceler ile salyasını akıtarak kesildi..
masa karmakarışıktı, sokak ise düzenlenmiş. dışarı attığında kendini adımlarını takip etti. anlamsız adımlarının götürdüğü yere gidiyordu. karşısına çıkacak ilk insana kusabilirdi. ilk insan o olabilirdi. hiç kimsenin bilmediği bir dili konuşabilirdi. sadece kendi dilinde sıkıntı vardı.
kafasında dolaşan melodiyi yakalamaya çalıştı, sözleri seçmeye. özünü yakalamaya çalıştı. bugüne kadar hep çalışırmış gibi görünmenin sıkıntısını bildiğinden ağırdı gerçekler.
alone in myself
alone and no way
it's not my logic but i can't get myself no way
i am ugly
i am holy
others want to play with my mind take it away...
city sick
something's wrong in it
brick by brick
perfectly nothing...
don't tell me your truth
into my eyes
just blow it to me
kill that holy with cold blood
aklında eski bir şarkıya takıldı, aklına isyandaydı. bilemedi hiçbir zaman kendinin ne kadar yok olduğunu. işte o anlardan birinde eriyordu. ayaklarının altındaki yol, aklındaki düşünceler herşey eriyordu.
anlıktır, kusmak ve bağırmak..
küçük tümceler ile ilerledi. küçük adımlarla. sallanıyor olması, yıkılacağını göstermiyordu. yıkılsa ne olur ki? kaldırım taşı ile çarpışan bir yanaktan en fazla fışkıracak kan bir bardak şarap kadardır.