23 Mayıs 2015 Cumartesi

kalmış

olasılıkların daraldığını hissediyordu. gözleri kapalı, karşısındaki karanlığa ileriyor, kollarındaki ağrıyı vücuduna yayarak güç toplamaya çalışıyordu. durdu. duruşunun anlamsızlığı kadar boş, düştü. karanlığın içinde tuzla buz bilincinin içinde kayboldu. karşısı, yanı, arkası, önü kalmadı, o hiçbirşeyin içinde yokluğuna daldı.

yerde kollarındaki adamla yatan kadına bakan herkes, durmuş şaşkınlarını kusuyordu. saçma sapan birçok şey söyleniyor, hepsi havada kayboluyordu. şaşkınlıklarının nedeni kadının paramparça elbisesi değil, taşıdığı adımın cüssesiydi.

ikisi de yerde bilinçsizce yatarken ambulansın sesi yakınlarak yaklaştı. hastanede sadece ölülerin rahat ettiği doğru değil, o gün kimse ölmediğine göre herkesin rahatı yerinde olmalıydı.

sabahın karanlığı yenilirken, bahçedeki toprak kokusu, yağmurun gelişini bağıran bulutlar ve ağaçların yağmur dansı ile uyandılar. kimse yoktu, ölümlerini bekleyen kimse yoktu.

herşeyi kaybetmiş, özgürlüğünü kazanmış güneşin gömülerek ısıttığı gibi denizin ayaklarını yaladığı bir an düşledi. gözlerini kapadı, bankın ıslaklığı tüm vüducunu sarmadan yağmur ince damlalar ile yüzüne vurmaya başladı. kalabalığın yıktığı hastane mesai başlamadan daha sakindi, bahçe yağmur nedeniyle tamamen boş, sadece rüzgarın yaprakla çaldığı şarkılar vardı. düşüne kapılmışken, gözlerinin karardığını tekrar karanlığa karıştığını fark etti, gözlerini açtı. banktan kalkıp koşarak kaçmaya başladı. yağmur koştukça hızlanıyor, dünya yavaşlıyordu. bahçenin sonuna doğru kendini yerde buldu. başından akan kanlar yağmur ile tüm boynunu sarmış, doğrulmaya çalışırken vücudunu kaplıyordu. doğrulduğu an kendini tekrar yerde buldu. görünmez bir el onu yere yapıştırmış gibiydi.

aradan geçen 8 ay, zamanın geçiş hızı ile anlamsızlığı arasındaki bağı kurarak bazı şeyleri yarım bıraktı..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder